Sağlık

Gastroenterolojide semptomlar hafife alınmamalıdır.

Gülsüm YILDIRIM/ HERKES DUYSUN

BURSA (İGFA) – Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Muammer Kara, gastroenteroloji hastalıkları hakkında açıklamalarda bulundu.

Gastroenterolojinin iç hastalıklardan sonra ortaya çıkan bir yan dal olduğunu söyleyen Kara, “Yemek borusu, mide, bağırsaklar, karaciğer, safra kesesi, safra yolları ve pankreas hastalıkları ile ilgili bilim dalıdır. Takip gerektiren hastalıklar azdır. Hastalar semptomları hafife almamalı, gastroenteroloji ile ilgili olduğu düşünülen bir semptom varsa bir uzmana gitmelidir.

“HASTALIKLARIN KENDİNE GÖRE ÇOK BELİRTİLERİ VAR”

Gastroenterolojinin gastrointestinal sistem ve karaciğer gibi birçok hastalıkla ilgilendiğini belirten Kara, “Hastalıkların bir kısmı organik patolojiler, gözle görülür seçici hastalıklar. Mide ülseri veya reflü hastalığı buna bir örnektir. Bazı hastalıklar gözle görülür bir belirti göstermezler, kendilerini sadece belirtilerle gösterirler. Bunlara ‘bağırsak-beyin etkileşim bozukluğu’ da denir. Korku, kaygı, gerginlik gibi durumların neden olduğu hastalıklardır. Bu nedenle bu hastalıkların kendilerine ait pek çok semptomu vardır. Mide ekşimesi, mide ekşimesi, reflü, kabızlık, ishal, karın ağrısı; Karaciğer ile daha az ilgili olan halsizlik, safra yollarında taş, sarılık, karın ağrısı gibi belirtiler vardır.

“ULTRASON ÇOK GÜZEL BİR TEŞHİS ARACIDIR”

Gastroenteroloji muayenesi hakkında bilgi veren Kara, “Şikayetle gelen hastadan hikayesine göre çeşitli tetkikler isteniyor. Sağlıklı bireylerde takip amaçlı yaptığımız sadece kalın bağırsak veya kanser taramasıdır. Ailesinde veya kendisinde kanser olmayan kişilerde cinsiyet ayrımı olmaksızın bu tarama 45 yaşında kolonoskopi ile başlamaktadır. Ancak midesinde yanma veya yanma şikayeti olan hastayı muayene ettikten sonra özellikle 40 yaşın üzerinde ve yeni semptomları varsa mutlaka endoskopik işlem önerilir. Ancak şikayetleri daha genç veya daha uzun süren hastalarda, konulan tanıya göre tedavi edilmesi ve şikayetlerin tekrarlaması durumunda endoskopik işlem önerilebilir. Karaciğer ile ilgili bir sorun olduğu düşünülürse kan veya görüntüleme ile ilgili testler uygulanır. Örneğin safra yollarında bir sorun olduğu düşünülürse ve yemek yedikten sonra ortaya çıkan ağrı şikayeti ise sırta vurmak safra kesesine taş düştüğünü gösterir. Bu durumda ultrason çok hoş bir teşhis aracıdır. Yeniden muayenede, mideye veya üst karına basınç uygulandığında ağrı belirtileri olabilir. Ancak safra kesesinin görüntülenmesinde asıl belirleyici unsur ultrasonografidir. Gastroenteroloji ile ilgili hastalıkların her biri için iyi bir hastayı dinledikten sonra başka bir karar verilir.”

Sözde bağırsak-beyin etkileşim bozukluklarının kronik hastalıklar olduğunu ancak ilerlemediklerini ve rastgele bir hastalığa dönüşmediklerini anlatan Kara, “Yaygın reflü hastalığı ancak baret olmazsa özel bir yüze dönüşüyor. tilki, hiçbir şeye dönüşmez. Hepatit-b hastasında karaciğerde iltihaba neden olan bir enfeksiyon olsa bile bu durum zamanında tespit edilip tedavi edilmezse karaciğer sirozuna, karaciğer yetmezliğine ve karaciğer kanserine yol açabiliyor. 45 yaşındaki bireyin herhangi bir şikayeti olmasa bile kolonoskopik tarama yapılması gerekmektedir. Bu tarama yapılmazsa diğer organlara da sıçramış bir kolon kanseri ile karşılaşabiliriz.

“KOLONOSKOPİ İÇİN 2 VEYA 3 GÜN DİYET ÖNERİSİ OLABİLİR”

Kolonoskopi işlemi için kalın bağırsağın temiz olması gerektiğini söyleyen Kara, “Bunun için kolonun boşaltılması için ‘laksatif’ adı verilen bazı ilaçlar veriliyor. 2 veya 3 günlük diyet önerisi olabilir, hasta beslenmesine dikkat etmeli ve bazı besinlerden uzak durmalıdır, sıvı ağırlıklı beslenmesi önerilir. Tüm bunlara düzenli olarak uyulduktan sonra hasta gerekli işleme hazır hale gelir. Üst gastrointestinal sistem endoskopisinde hastanın 6-8 saat aç kalması yeterlidir.

“Komplikasyonlar son derece nadirdir”

Üst gastrointestinal sistem endoskopisi ve kolonoskopi başta olmak üzere endoskopik işlemlerin çok güvenli işlemler olduğunu vurgulayan Kara, “Komplikasyonlar son derece nadirdir. En sık görülen komplikasyon ağrıdır. İşlem sırasında bağırsaklara hava verilir, bu durumda bağırsak gerilmesine bağlı ağrılar oluşabilir. Ek bir işlem olmadığında bu işlemin komplike olmadığı söylenebilir.

Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Muammer Kara, reflü hastalığı ve belirtileri hakkında şöyle konuştu:

“Reflü, popülasyonun 5’te 1’inde görülen bir hastalıktır. Tipik semptom, gerçek bulantı ve kusma olmaksızın istemsiz mide içeriğinin yemek borusuna gelmesidir ve göğüs arkasında yanma ve ağrıya neden olur. Birkaç vakada boğaz ağrısı ve öksürük de semptomların ortasında yer alır. Reflü hastalığının farklı belirtileri olduğu için diş ve diş eti problemlerine neden olabilir. Reflü hastalığı kronik bir hastalıktır, ilaçlar sadece semptomları bastırmaya yardımcı olur, yemek borusunda hasar varsa o da hasarı düzeltir ama hastalığı ortadan kaldırmaz. Bu nedenle reflü hastalığının temel tedavisi yaşam tarzında bazı değişiklikler yapmaktır. Örneğin bu hastalar yemeklerini azar azar ve yavaş yemeli, yatmadan en az 3 saat önce yeme içmeyi bırakmış olmalı, özellikle geceleri onları rahatsız eden belirtiler varsa bu durum alnın eğilmesi şeklinde düzeltilebilir. yatağın başı. Özel bir beslenme diyeti yoktur, yemekten sonra uzanmamak, az ve sık yemek yemek, gazlı ve alkollü içeceklerden uzak durmak, hastaya dokunan şeylerden uzak durmak gerekir. Bu dokunaklı şeyler bazen günlük işler olabiliyor. Örneğin ayakkabı bağlamak için hastanın buraya çömelerek işini yapması gerekir. Hasta sigara kullanıyorsa mutlaka bırakmalıdır.”

haber-yaglidere.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu